Hukuk Fakültesi

Dekanın Mesajı

     Sevgili Gençler, Saygıdeğer Veliler ve Üniversitemizin Değerli Mensupları,

     Öncelikle hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

2010 yılında kurulmuş olan, ismiyle müsemma Üniversitemiz bu yönü ile, henüz büyüme sürecinde, genç bir üniversite olsa da, sahip olduğu değerleri, ilkeleri, hedefleri ve bunlara ilişkin vardığı düzey itibariyle, kadim geçmişimize yaslanarak, geleceğe göre kendini kurgulayan köklü bir bilim yuvası haline gelmiş durumdadır.

Bu iddiamızın en önemli göstergesi ve güvencesi;

  • Sahip olduğumuz akademik ve idari kadrolarımızın misyonumuzu özümsemişliği,
  • Öğrencilerimizin üniversitemizde elde ettiği bilgi, beceri ve yetkinliği,
  • Öğretim-araştırma ve toplumsallaştırma süreçlerinde yer alan kamu bürokrasisinin çeşitli kademelerinin misyonumuzu sahiplenmişliği,
  • Sivil toplum örgütleri ve özel sektör işletmelerini de içine alan dış paydaşlarımız ve velilerimiz ile olan içiçeliğimizdir.

Tüm bu özelliklere dayanarak artık rahatlıkla “Üniversite Medeniyet’tir” diyoruz.

Ayrıca biz üniversite olarak kendimizi “Yeni Nesil Devlet Üniversitesi” olarak tanımlamaktayız. Zira biz üniversitecilikte yeni bir aşamayı kendimize ayrıca bir hedef olarak seçmiş bir üniversiteyiz. Dördüncü Nesil Üniversite adı da verilebilecek olan bu üniversite yaklaşımında kendimizi Geleneksel Humbolt Üniversiteciliği ve Girişimci Üniversitenin yanında, Toplumsal Sorumluluk Üniversiteciliğine niyetlenmiş bir üniversite olarak görüyoruz. Bu yönü ile İstanbul Medeniyet Üniversitesi, Türkiye’de yeni bir aşamanın öncüsü olarak önemli adımlar atmaktadır.

Bu çerçevede, öncelikle, İstanbul Medeniyet Üniversitemizin farklılığını ortaya koyacak üç önemli hususta altyapımızı geliştirmekteyiz:

  1. Öğretim ve araştırmayı, öğrencisi ve hocası ile “usta-çırak” ilişkisinde kurgulanmış ortamlarda dış şartlara hazır öğrenciler yetiştiren, bu kapsamda uluslararası standartları hedefleyen “rekabetçi bir üniversite” olma çabasındayız.
  2. Eğitim yanında, hayatı bir bütün olarak görerek, spor ve sosyal imkânları ile bütün olarak yaşayan, “tüm gün yaşayan üniversite” olmaya çalışıyoruz.
  3. Toplumsal sorumluluk esasında yaşayan, toplumla iç içe, toplumdan istifade eden, ona katkı oluşturan,  toplumun sorunlarına çok yönlü çözüm arayan Sosyopark yaklaşımı ile “sosyal bir üniversite” olmaya gayret ediyoruz.

İlim ve irfan davamızın ayaklarından birini sağlam bir şekilde coğrafyamıza ve köklerimize sabitliyor, diğer ayağımızla dünyaya ulaşma derdi ile bilimsel ilerlemenin tüm ufuklarını​ takip ediyoruz.

Tüm bilginin, bütün kitapların, insanlığı ortak hakikatte buluşturmaya bir zemin olduğunu bilerek İstanbul Medeniyet Üniversitesi olarak; küresel dünyadaki bütün insanlığı, birbiri için var olan, birbirini tamamlayan çeşitli milletler olarak görerek, daha güzel, daha yaşanır bir mekân olarak kurgulamaya çalışıyoruz.

Bunun da en somut çıktısının “Kim var?” denilmesine bile ihtiyaç hissettirmeden, sağına ve soluna bakmaksızın “ben varım” diyecek; sorumluluk hissine sahip, eğitimini aldığı alanın hakkını veren, liyakatli, topluma hizmet eden insanlar yetiştirmekten geçtiğini biliyoruz.

***

İşte bu yüzdendir ki örneğin; Siyasal Bilgiler ve Hukuk Fakültemizin koridorlarında sadece akademisyenler ve öğrenciler yürümüyor. Orada nice ilim rehberinin asırların ardından gelen, ilmi atmosferimize ışık tutan sözlerinin yankılarını duyabilirsiniz. Dünün savaşlarından bugünün Ruanda’daki katliamına, küresel fakirlikten iklim değişikliğinin sosyal sonuçlarına kadar ulusal ve uluslararası her konunun iktisadi, siyasi, hukuki boyutları ile ciddi gündemler oluşturduğunu görebilirsiniz.

Tıp Fakültemizde yalnızca bedene derman olan değil, akla ve kalbe de temas eden; insanlığa şifa şiarıyla mayalanan bir eğitim anlayışının Suriye’den Afrika’nın en geri kalmış bölgelerine kadar somut faaliyetler olarak ulaştığını görebilirsiniz.

Edebiyat ve Eğitim Bilimleri Fakültelerimiz, medeniyetimizin irfanıyla yoğrulan, Tapduk Emre’nin Koca Yunus’a verdiği öğütleri içselleştirir;

Sanat, Tasarım ve Mimarlık Fakültemiz, olmazsa olmazımız olan estetiğin birçok geleneğinin yansımalarını,

Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültemiz daha güzel bir geleceğin inşasının araçlarını, materyalini üretir.

Fakültelerimiz ve Lisansüstü Eğitim Enstitümüz sadece alan uzmanlığı vermez; aynı zamanda insanı da inşa eder her programında… Ve mezun ettiği her öğrencisine ömür boyu taşıyacağı “Medeniyetli” kimliğini işler.

***

Bizler, İstanbul Medeniyet Üniversitesi’nin bölüm, fakülte, enstitü, merkez ve rektörlük bünyesindeki bütün idarecileri, araştırma görevlileri ve her düzeydeki hocası, güvenlik görevlisinden, mutfaktaki aşçısına kadar bütün idari personeli; öğrenciye bu bakış ve yaklaşımla öğretim desteği vermeye çalışıyoruz.

Ve siz, içinde bulunduğumuz dünyamızın güzel insanları; inanıyoruz ki öğretimin ihtiyacı olan birçok hususta, bizler kadar, bazen bizden daha fazla üniversitemiz ile birlikte yer alıyorsunuz, imkânlarınızı kullanıyorsunuz. Hepinize sonsuz teşekkürler…

Ancak, dünyanın artık sadece tek kıta değil, aynı zamanda çok hızlı da dönen bir köy, hatta mahalle olduğu gerçeğinde; sahip olunan bilgi, beceri ve yetkinliğin sürekli ama sürekli olarak yenilenmesi gerektiği ortamda, gelin birlikte, daha yakın olalım. Yükseköğretimin, maarif davamızın, Türkiye’nin ve insanlığın geleceği davası olduğunu bilerek birlikte yürüyelim.

Bu duygu ve düşünceler ile sizleri bir kez daha hürmet ve muhabbetle selamlıyor; yolumuz ve yolunuz açık olsun diyorum…

Prof. Dr. Gülfettin Çelik

Dekan Vekili