HUKUK FAKÜLTESİ

İMÜ Hukuk Kitaplığı Röportaj Serisi - Dr. Öğr. Ü. Ekrem Solak ile Yeni Kitabını Konuştuk

04.12.2020

İMÜ Hukuk Kitaplığı Röportaj Serisi -  Dr. Öğr. Ü. Ekrem Solak ile Yeni Kitabını Konuştuk 

Dr. Öğr. Ü. Ekrem Solak, 2011’de Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun olduktan sonra lisansüstü eğitimi için İngiltere’ye gitmiştir. Yüksek lisansını University of London-Queen Mary and Westfield College, doktorasını ise University of Edinburgh’de tamamlamıştır. 2019’da ülkemize dönmüş ve halen fakültemiz ticaret hukuku anabilim dalında görevine devam etmektedir. Kendisiyle Routledge Yayınevi’nden yeni çıkan “Shareholder Activism and the Law, The Future of US Corporate Governance” kitabı hakkında konuştuk; 

  1. Sayın hocam, öncelikle vaktiniz için teşekkür ederiz. Okuyucularımız için söze sizi tanıyarak başlayalım, Lisans eğitiminizi Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde tamamlamışsınız, mezun olur olmaz da İngiltere’ye giderek lisansüstü eğitiminize başlamışsınız. Bu süreci biraz anlatır mısınız, neden doğrudan yurtdışına gitmeye karar verdiniz? 

   Fakültemizde başlatılan bu güzel projenin sorumluluğunu üstlendiğiniz için ben teşekkür ederim. Dediğin gibi lisans eğitimimi tamamladıktan sonra hemen lisansüstü eğitimime başladım. Lisans öğrencisiyken akademisyen olmaya karar vermiştim. Ondan dolayı avukatlık yapmayı çok düşünmedim. YLSY bursuna başvurmadan önce Yeditepe Üniversitesinin araştırma görevlisi alımı için yaptığı sınavda başarılı olmuştum. Ancak bu sınavın hemen akabinde YLSY bursunu kazandığımı öğrenince fakültedeki hocalarımızın da tavsiyesi üzerinde lisansüstü çalışmalarımı yurtdışında devam etmeye karar verdim.

  1. Tez danışmanlığınızı yapan David Cabrelli, eseri “sadece öğrenciler ve akademisyenler için değil, aynı zamanda şirketler hukuku ve kurumsal yönetim alanlarında defalarca ortaya çıkan zor sorulara ilkeli yanıtlar arayan uygulayıcılar ve yargıçlar için de büyük bir değer” şeklinde tasvir ediyor. Türkiye’de faaliyet gösteren şirketlerin kurumsal yönetim ilkeleri hakkında düşünceleriniz neler? Eserde her ne kadar ABD hukuku bakımından şirketler ve kurumsal yönetim ele alınsa da, kitabın ülkemiz bazında kurumsal yönetime yeni bir soluk getirdiğini söyleyebilir miyiz? 

    ABD kurumsal yönetimini incelerken en çok pay sahiplerinin sınırlı yetkiye sahip oldukları ve bu durumun öğretide yoğun bir şekilde savunulması beni şaşırtmıştı. Dahası 2007-2008 finansal krizi sonrası öğretideki görüşler daha da kutuplaşmıştı. Bir görüş finansal krizle pay sahiplerinin yöneticiler üzerinde baskı kurduğunu, bu nedenle yöneticilerin uzun vadeli yatırım yerine kısa vadeli yatırımlara odaklandığını ifade ederek pay sahiplerinin haklarının sınırlandırılması ve sadece yatırımcı olarak değerlendirilmesini ileri sürmektedir. Yine bu görüşe yakın olanlar pay sahiplerinin güçlü haklara sahip olmasının şirketleri verimsizleştireceğini, dolayısıyla pay sahiplerinin şirketlerde fazla söz sahibi olmamasını savunmaktadır. Diğer görüş ise şirket yönetimlerindeki güç boşluğunu en önemli sorun olarak değerlendirmekte ve pay sahiplerinin güçlü haklara sahip olmalarını ileri sürmektedir. Tezimde bu iki görüşün aslında birlikte kurumsal yönetime eklenebileceğini savundum. Çalışmamda da vurguladığım üzere hesap verebilirlik ilkesi kurumsal yönetimin en temel ilkelerinden bir tanesidir. Bundan dolayı pay sahiplerinin yönetim kurulunun işlevini azaltmadan güçlendirmesi gerektiğini belirttim. Ancak asıl sorun, pay sahiplerine haklar tanınsa da bu hakları bilinçli bir şekilde kullanmadıkları sürece şirket yönetimlerindeki güç boşluğunun devam edecek olmasıdır. Bu noktada ise kurumsal pay sahiplerinin yönetime katılmaları için teşvik edilmeleri gerekmektedir. Kurumsal pay sahiplerine ilişkin regülasyonları da tezimde inceledim.

   Bu çalışmanın ülkemizde kurumsal yönetim ilkeleri üzerindeki etkilerine gelecek olursak ülkemizde göreceli olarak yeni güç kazanmaya başlayan kurumsal pay sahiplerinin rolü bakımından yol gösterici olabilecektir. Kurumsal pay sahiplerinin ne şekilde yatırım yapması gerektiği, yöneticilerinin özen sorumluluğu ve pay sahibi haklarını kullanma sorumlulukları gibi hususlarda Türk öğretisine katkı sağlayacaktır. Bu tartışmalar ülkemiz bakımından yenidir ve katkı sağlayacaktır.

  1. Pay sahiplerinin haklarını bilinçli biçimde kullanması gerektiğini belirttiniz. Sizce bu bilinçlenmenin sağlanması bakımından ne gibi değişikliklere ihtiyaç var? Şirket yöneticileri bakımından hesap verme mekanizmasının daha etkin şekilde kullanımı yeterli midir?

   Bilindiği üzere anonim şirketlerde sınırlı sorumluluk ilkesi geçerlidir. Pay sahiplerinin sorumlulukları şirkete getirmeyi taahhüt ettikleri sermaye miktarıyla sınırlıdır. Bu şekilde şirket aracılığıyla kişiler risk ihtiva eden yatırımları yapmaktadırlar. Kural olarak pay sahiplerine yasadan doğan haklarını kullanmaları için bir sorumluluk yüklenmemiştir. Ancak 2007-2008 finansal krizinden sonra uluslararası şirketler hukukunda özellikle kurumsal pay sahiplerinin rolü tartışma konusu olmuş ve halka açık şirketler sahipsiz şirketler (ownerless corporations) olarak tanımlanmıştır. Buradan hareketle kurumsal pay sahiplerinin sınırlı sorumluluk ilkesinden faydalanmaları karşılığında en azından topluma karşı denetim görevlerini yerine getirme sorumluluğu olduğu ileri sürülmüştür. Bunun neticesinde ilk olarak Birleşik Krallık’ta daha sonra da 40’tan fazla ülkede kurumsal pay sahiplerinin gözetim sorumluluğunu düzenleyen gözetim ilkeleri (stewardship principles) kabul edilmiştir.

   Her ne kadar bu ilkeler doğrudan bir yükümlülük getirmese de, kurumsal pay sahiplerine haklarını ne şekilde kullandıklarını açıklama yükümlülüğü öngörmektedir. Gözetim ilkeleri ve diğer kurumsal yönetim ilkeleri kurumsal pay sahiplerini şirket yönetimleriyle iletişime geçmeleri, şirket politikalarını sorgulamaları, uzun vadeli yatırımlar konusunda şirket yönetimini desteklemeleri ve oy haklarını aktif bir şekilde kullanmaları için teşvik etmektedir. Ancak bu durum bir sorumluluk olarak düzenlenmemiştir. Yine bu kurumsal yönetim ilkeleri neticesinde şirketlerin genel kurullarında oy kullanım oranlarında ciddi bir artış gözlemlenmiştir. Öğretide kullanılan oyların bilinçli olup olmadığı yoksa sadece yönetimi destekleyecek bir şekilde kullanılıp kullanılmadığı konusunda da tartışma vardır. Kanaatimce kurumsal pay sahiplerinin istenilen düzeyle gözetim yükümlülüklerini yerine getirebilmesi için yine kurumsal pay sahiplerinin iç işleyişinin dikkate alınması gerekmektedir. Bu ilkeleri genel olarak olumlu adım olarak değerlendirsem de kurumsal pay sahiplerinin iç işleyişini dikkate almadığı için istenilen düzeyde başarılı olamayacağını düşünüyorum.

  1. Eserinizin de ana temasını oluşturduğu üzere, şirketlerde kurumsal yönetimde pay sahipleri ile şirket yöneticileri arasında bir güç mücadelesi bulunmakta. Sizce bir dengenin kurulması gerekli mi? Pay sahiplerine fazla yetki verilmesi uzun vadede ülke ekonomisini negatif etkiler mi?

   Aslında pay sahipleri ile yöneticiler arasında şirket verimliliğini artıracak bir şekilde güç paylaşımının yapılması gerekmektedir. Şirketlerin yönetiminin pay sahipleri tarafından değil de profesyonel yöneticiler tarafından yönetilmesi bir anlamda ekonomik zorunluluktur. Yönetim kurulunun yetkilerine fazla müdahil olunması onu tamamen işlevsiz hale getirebilecektir. Öte yandan ekonomik verimlilik, uzun vadeli şirket menfaati gibi kavramlarla pay sahiplerinin yetkilerinin sınırlandırılması ise şirketlerde ciddi bir güç boşluğuna sebebiyet vermektedir. Kaldı ki birçok hukuk sisteminde şirketlerin yönetim kurulu tarafından yönetileceği düzenlenmiştir. Bu da demek oluyor ki pay sahiplerinin zaten şirketlerde mikro yönetim yapması mümkün değildir. Önemli konularda da şirket yönetimi pay sahiplerini yönlendirme şansına sahiptir. Her ne kadar pay sahiplerinin oy hakkı olsa da yönetim kurulu karar verici konumundadır. Tezimde de ileri sürdüğüm üzere oy hakları aslında karar verme yetkisi bakımından değil de yöneticilerin hesap verebilirliği bakımından önem arz etmektedir. Başka bir ifadeyle yöneticiler aldıkları önemli işletmesel kararların gerekçelerini pay sahiplerine sunarak onların onayını almak zorundadır. Bu açıdan bakıldığında pay sahiplerine tanınan güçlü haklar yönetim kurulundan pay sahiplerine yetki devrinden ziyade şirket içi hesap verebilirliği artırmaktadır. Bu şekilde şirket yönetimi eğer uzun vadeli yatırımların şirket menfaati için mantıklı olduğu düşünüyorsa pay sahiplerine gerekçelerini sunarak uzun vadeli yatırımları tercih edebilecektir.

  1. Verdiğiniz kıymetli bilgiler için teşekkür ederiz. Kitabınız Routledge Yayınevi tarafından İngilizce olarak İngiltere ve Amerika’da yayınlandı. Eserin basılı yahut online versiyonuna nasıl ulaşabiliriz? Kitabın yayımı aşamalarından bahsedebilir misiniz?

   Kitap basılmadan önce kitap önerisi hazırlamak gerekmektedir. Bu formda kitabın özeti, içindekiler ve aynı alanda basılmış kitaplardan farkının bulunması gerekmektedir. Daha sona bu öneri ve tez metni iki farklı akademisyene incelemesi için gönderilmektedir. Eğer hakemler bu kitabın akademide tavsiye edilebileceği ve öğretiye katkı sağlayacağı kanaatine ulaşırsa yayınevi kitabı basmaya karar vermektedir.

   Kitaba Routledge’ın websitesinden ulaşabilirsiniz. Web sitesi üzerinden satın almak mümkün ve yayınevi kitabı Türkiye’ye gönderiyor. Kitabın e-book versiyonu da mevcut.