Hukuk Fakültesi

İMÜ Hukuk Kitaplığı Röportaj Serisi - Dr. Öğr. Ü. Halil Altındağ ile Yeni Kitabını Konuştuk

02.02.2021

Dr. Öğretim Üyesi Halil Altındağ, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun olduktan sonra Yüksek Lisans ve Doktora eğitimini de burada tamamladı. Fakültemizde İdare Hukuku Anabilim Dalında görev yapmaktadır. Hocamızın “Memurların Disiplin ve Ceza Soruşturması” isimli eserinin yeni baskısının çıkmasına binaen kendisiyle eseri üzerine bir hasbihal gerçekleştirdik.​

  1. Sayın hocam, bize vakit ayırdığınız için teşekkür ederiz. Öncelikle sizi tanıyalım. Yüksek lisansınızı 2010’da bitirip, 2011 yılında doktora öğrencisiyken üniversitemiz İdare Hukuku Anabilim Dalı’nda göreve başlamışsınız. Lisansüstü eğitiminiz sırasında da Tübitak’tan burs almaya hak kazanarak Fransa’da doktora çalışmalarınızı yürütmüşsünüz. Ayrıca İngilizce ve Fransızca biliyorsunuz. Akademik yaşamınız bakımından iki dile ileri seviyede hakim olmanız neleri değiştirdi? Özellikle yurtdışında eğitim alma imkanı barındıran burs programları bakımından ne gibi avantajlar sağladı? 

Öncelikle ileri derecede İngilizce ve Fransızca bildiğimi söylemem fazla iddialı olur, bu dillerde yapılan akademik çalışmaları okuyabilecek ve takip edebilecek derecede diyelim, ancak geliştirmek için hala çaba gösteriyorum.

Tübitak burs başvurumun kabul edilmesinde dil puanımın etkisi var mıdır emin değilim ancak üç aylık bir burs kazanmıştım ve dil kursuna gitmekle vakit kaybetmeden Fransa’ya gider gitmez akademik çalışmalara başladım. Bunda Fransızcayı yurtdışına gitmeden belli bir seviyeye getirmemin katkısı büyük. 

  1. Sayın hocam akademik dergilerde yayınlanmış çok sayıda makaleniz ve ayrıca basılı eserleriniz bulunmakta. “Memurların Disiplin ve Ceza Soruşturması” isimli en son basılı eseriniz de çok yakın bir tarihte Seçkin Yayınevinden çıktı. Eserde, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu çerçevesinde memurların disiplin ve ceza soruşturmasını çalışmışsınız. Eserde cevaplamayı amaçladığınız en temel soru yahut problem neydi? Sizce eserinizin bu alandaki çalışmalara en büyük katkısı nedir?

Memurların Disiplin ve Ceza Soruşturması kitabının 2020 yılı Kasım ayı içerisinde  üçüncü baskısı yapıldı. Monografik bir eserin kısa süre içinde üçüncü baskısının yapılmış olması bizi de hayli memnun etti. Esasen bu eserin orijinal hali, Prof. Dr. Zehreddin Aslan hocamın 2001 yılında profesörlük takdim tezi olarak kaleme aldığı “Disiplin Suç ve Cezaları” isimli kitabıdır. Bu eserin yeniden basılması konusunda Yayınevi’nden talepte bulunulması üzerine, Zehreddin Hocam, 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun’da düzenlenen ceza soruşturması usulü konusunda bir bölüm yazarak kitaba benim de dahil olmamı istedi. Kitabın ismini Memurların Disiplin ve Ceza Soruşturması olarak değiştirerek ilk baskıyı 2018 yılında yaptık. Gelen talepler ve öneriler üzerine, ikinci baskıda akademik personelin disiplin ve ceza soruşturmasını da kitaba dahil ettik. Son baskıda da uygulamaya yönelik önemli bazı eklemeler yapıldı.

Esere ilişkin gerek akademik çevrelerden gerekse idari birimlerden hayli olumlu geri dönüşler aldık. Bunda şüphesiz uygulamada karşılaşılan sorunlara temas etmemizin ve yargı kararlarına da sıklıkla yer vererek uygulamada karşılaşılan sorunlara ilişkin açıklamalar ve öneriler getirmemizin etkili olduğunu düşünüyorum.

Esasen disiplin ve ceza soruşturması yapmak 657, 4483 ve 2547 sayılı kanunlarda yer alan usulü hükümlere hakim olmayı gerektiriyor. Ancak gerek üniversitelerde gerekse idari birimlerde disiplin ve ceza soruşturmaları genel itibariyle hukukçu olmayan kimseler tarafından yürütülmektedir. Soruşturmacının veya incelemecinin hukukçu olmaması, soruşturma ve inceleme süreçlerinde basit hukuki hatalar yapılmasına sebebiyet vermektedir. Uygulamada karşılaştığımız üzere, bazen soruşturmacı olarak tayin edilen kişi, disiplin soruşturması mı ceza soruşturması mı yaptığının dahi farkında olmamaktadır. Bu çalışmada bu alandaki akademik tartışmalara katkı sunmanın yanı sıra uygulamada doğabilecek hemen hemen tüm sorunları tespit ederek uygulayıcılara da yol gösterme kaygısıyla hareket ettik.

  1. Siz de bir Yükseköğretim kurumu üyesi olarak, bu kurumlarda disiplin açısından ne gibi problemler olduğunu gözlemlediniz? Sizce mevzuatta yer alan düzenlemeler problemlerin çözülmesi bakımından yeterli mi?

Biraz önce de ifade ettiğim gibi, mevzuata hakim olmadan, usule ilişkin düzenlemelere dikkat etmeden yapılan soruşturmalarda verilen ceza doğru olsa dahi usul sakatlıkları bir iptal davasında disiplin cezasının iptal edilmesi sonucunu doğurabiliyor. Soruşturmacılar ve disiplin amirleri disiplin fiiline ve bu fiile verilmesi gereken cezaya odaklandıkları için usuli birtakım hatalar ne yazık ki yapılıyor. Gerek disiplin amirlerinin gerekse soruşturmayı veya incelemeyi yürütenlerin mutlaka mevzuatı dikkatle okuması gerekir. Uygulamada karşılaşılan diğer bir sorun da zamanaşımı sürelerine dikkat edilmemesi. Disiplin soruşturmalarında zamanaşımı süreleri hayli kısa. Bu nedenle disiplin amirlerinin, bir disiplin suçunu  öğrendiği zaman gecikmeksizin soruşturma emri kaleme alması gerekir. Meselenin tüm yönleriyle açıklığa kavuşmasını beklemek, zamanaşımı sürelerinin kaçmasına sebebiyet verebilir.

  1. Yükseköğretim kurumlarında görevli memurların görev alanlarının belirlenmesindeki kriterler nelerdir? Memurların görev ve yetkileri hususunda yeterince bilgi sahibi olduğunu düşünüyor musunuz? Bu hususta aksaklıklar yaşandığı durumlarda bilgi & eğitim toplantıları yapılmalı mı? 

Kamu görevlileri hakları ve yükümlülükleri konusunda son derece bilgi sahibi ancak görevleri ve yetkileri konusunda net bir görev tanımları olmadığı durumlarda bazen bilgisizlikten bazen de memur güvencesinin vermiş olduğu rahatlıktan dolayı çekingen davranma, iş yapmama eğilimi gösteriyorlar. Bu nedenle kamuda tüm personelin görev tanımının belirlenmesi ve bunun ilan edilmesi, kamuda iş disiplinin sağlanması açısından önem arz ediyor.

Kamu personelinin disiplin hukuku konusunda gerek disiplin amirlerinin gerekse diğer memurların meslek içi eğitime tabi tutulmasının hayli önemli olduğu kanaatindeyim. Zira uygulamada karşılaşılan sorunlar, büyük oranda bilinçli olarak yapılmayan ve bilgi eksikliğinden kaynaklanan hukuka aykırılıklardan doğuyor.

  1. Son olarak, bu hususta çalışmayı düşünen öğrencilerinize tavsiyeleriniz nelerdir?

Çalışmaya bizim kitaptan başlayabilirler (gülüşmeler)

       Vakit ayırdığınız için teşekkür ederiz. 

İlginiz için ben teşekkür ederim.